Astroloji

Mucizeler gerçekmiş – Medyum Barnabas ile Yaşadıklarım

Gün içerisinde bana gönderilen mailleri okurken, oldukça dikkatimi çeken bir öykü ile karşı karşıya kaldım. Tabi bu öyküyü sizinle paylaşmadan önce oldukça derin bir araştırma yaptım ve oldukça şaşırtıcı sonuçlara rastladım. Medyum Barnabas kimdir, ne yapar nerede yaşar. İnsanlar hakkında ne konuşuyor özellikle bunlara dikkat ettim. Ardından bana bu maili gönderen Öznur A. İletişime geçtim. Anlattıkları beni hayrete düşürdü. Sizin de Öznur hanımın anlattıklarını öğrenmeniz için ve umuyorum ki yardıma ihtiyaç duyan bazı okuyucularımıza yol gösterir.

“Öznur hanımın kendi ağızından Medyum Barnabas ile yaşadıklarım”

Benim adım Öznur A. 1982 Giresun doğumluyum. 16 yaşında eşimle rızam dışında evlendirildim. Evlendiğimiz yıllarda eşimde 19 yaşındaydı. Eşim genç yaşta olmasına rağmen, bana oldukça nazik ve koruyucu bir tavır sergiliyordu. Zaten akşam işten eve geldiğinde, kayınvalidem beni canım kızım diye dizine yatırıp severdi. Ancak eşim evde olmadığında kayınvalidemin ve görümcelerimin eziyetlerine maruz kalıyordum.

İlk yıllar bu konu hakkında çok fazla konuşamadım. Hem yaşımın küçük olması hem de yabancı bir evde tanımadığım insanlarla birlikte yaşadığım için çok korktum ve içime attım. Her günüm kabus gibiydi. Eşim evde olmadığı zamanlarda çok fazla kayınvalideme ve görümcelerime görünmemeye çalışıyordum ve benden ne istiyorlarsa yapıyordum.

Bir yıl sonra kızım ve kızımda üç yaşındayken oğlum dünyaya geldi. Hem yaşımın büyümesi ve bir şeyleri daha fazla idrak edebilmem hem de çocuklarım için artık boyun eğmemeye başlamıştım. Bu yıllarda görümcelerimden biri evlendi ve eşinin memleketi aydına taşındı. Kayınvalidem ve geriye kalan küçük görümcemin gün içerisinde eziyetleri artmıştı. Eziyetler ne kadar artarsa artsın bende güçlenmiştim. Oğluma bir zararları yoktu ancak kızımı da benim gibi hor görüp eziyet ediyorlardı.

Kızım 5 yaşına geldiğinde günlerden bir gün, kayınvalidem bir bardak suyu mutfakta elinden düşürdü diye ağza alınmayacak laflar söylemeye ve bunun yanında çocuğuma defalarca vurduğunu gördüm. Hemen koşup kızımı kayınvalidemin elinden kurtardım ancak görümcemde sırtıma merdane ile vurdu.

Kızımı ve oğlumu alıp evi terk ettim ve akşam eşim gelene kadar bir otelde kaldım. Beş yaşındaki kızımın yanakları kıpkırmızı ve sağ gözünün altı kan toplamıştı. Bazı arkadaşlar diyebilir, eşini beklemek yerine neden aramadın veya iş yerine gitmedin diye. Ancak o yıllarda cep telefonu bir lükstü ve sadece eşimde vardı. Sabit telefon ise kayınvalidemin evinde vardı ancak arayıp konuşmama izin vermezlerdi. Otel telefonundan da toplum içerisinde konuşup elaleme laf vermek istemiyordum. Yaşadığımız yer küçük bir kasaba idi. Herkes birbirini tanır.

Akşam saat yedi gibi eşimi otelin telefonundan arayıp, yerimi söyledim. Eşim kızımı ve beni o halde görünce küplere bindi. Neredeyse kendini annesini öldürecek kadar kızmıştı.

Buraya kadar anlattıklarım benim mutlu sonla biteceğini düşüğüm hikayemdi. Eşimle 1 hafta içerisinde iş yerine yakın bir eve yerleştik. Eşyalarımızı azar azar dizdik. İlk zamanlar eşimin iş yerinden getirdiği deri çiftli koltuğa çocuklarımızı yatırır, perdesi bile olmayan boş evde üzerimize montlarımızı alır gazete kağıdının üzerinde uyurduk. İşte ben eşimi böyle bir zamanda tanıdım ve altı yıllık evliliğimizin ardından da ilk defa sevdim.

Böyle iki yıl kendi evimizde huzur ve mutluluk içerisinde yaşadık ve çocuklarımızı büyüttük. Ta ki geçen yılın mayıs ayında bir Cuma akşamı eşim eve içkili gelene kadar.

O gün eşim oldukça içkili ve sinirliydi. Benim eşimin sarhoş olacak kadar içki içtiğini ben bu zamana kadar hiç görmedim. O gün bana sinirli ve ters davrandı ancak çok sarhoş olduğu için çocukları korkutmadan gidip yattı. Bende alkolün etkisine vererek çokta üzerinde durmadım. Canımı sıkmıştı ama ben nerden bileyim böyle olacağını.

Tam üç ay her gece eve böyle geldi ve son aylara doğru da dayaklar başlamıştı. Benim eşim bu zamana kadar bırakın bana bir tokadı, ufacık kaba bir söz bile söylememişti. Her şeye rica ederdi. Eşim çok okumuş kültürlü bir insan değildi ancak bana karşı hep saygı ve sevgili oldu. Bende ona hiç saygıda kusur etmedim. Sevgimi saklamadım.

İlk başlarda benim bir suçum olduğunu düşündüm, defalarca sordum ona içmesin diye yalvardım. Konuşalım çözelim kusurumu söyle dedim. Bana hakaret dışında söylediği tek şey, “gözümün önünden kaybol seni gördüğümde domuz görmüş gibi oluyorum midemi bulandırıyorsun.” Olmuştu.

Bu böyle devam etti arkadaşlar ve ben artık dayanamayıp, çocuklarımı da alıp annemin evine yerleştim.

Burada da kendi annem ve babam eve laf söz getireceğim korkusuyla bana huzur vermediler. Annem sürekli dön evine, o senin kocandır bir kusurun vardır seni döver de sever de  dediler. Babam zaten sanki kusurluymuşum gibi yüzüme bile bakmıyordu.  Psikolojim alt üst olmuştu. Kızım sürekli kabuslar görüyor ve sabahları bana “babam seni öldürmez dimi anne “ diye sorular soruyordu.

Bir süre annemin evinde kaldım. Bu çıkmazın içerisinde defalarca intiharı düşündüm. Çocuklarım bensiz anneannelerinin evinde huzurlu yaşarlar, büyürler diye düşündüm.

Bu çıkmazın içerisinde, çocuk yaşlardan beri arkadaşım ve aynı zamanda annemlere komşu olan F. bana bahsetti Barnabas hocamdan. Ara bir şey kaybetmezsin, danış yardım al dedi bana. Ben artık vazgeçmiştim kendimden. İlk başlarda aramadım, inanmadım çünkü ancak arkadaşım o kadar çok ısrar etti ki. Onun telefonundan hocama ulaştım.

Kimine göre hikaye gibi gelebilir yaşadıklarım ancak doğruyu söylüyorum. Benim durumumda olup yanlış yola sapmasınlar, çocukları öksüz kalmasın diye bu yazıyı yazıyorum.

Medyum Barnabas Almanya’da yaşayan bir Papazdı. Gazetelerde bol bol hakkında yazılar paylaşılıyordu. Benim gibi hiç kimse olan birini niye dinler diye düşündüm uzunca.

Aradım anlattım derdimi, size anlatır gibi tane tane. Tam tamına 25 dakika konuştum, ağzını açmadan beni dinledi. Sonra benden bazı bilgiler istedi ve beni bu telefondan yarım saate arayacağını söyledi ve kapattı. O yarım saat benim için bir kırk yıl gibi geçti. Çünkü aylardı en ufak umut yoktu içimde, ölmek bana kurtuluş gibi geliyordu. Telefondan bir saniye gözümü ayırmadım bekledim, bekledim…

Telefon çaldı ve hemen açtım.

-Alo hocam,

Bana dedi ki,

-Senin Mualla adında bir kayınvaliden, asiye adında bir görümcen var dedi. Bunlar, falanca adında ak saçlı, pasaklı yaşlı bir kadının yanına gidip bin bez yüz türk lirası verip sana domuz büyüsü yaptırmışlar dedi.

Dünyam başıma yıkıldı. Kurtuldum dediğim insanlar, yüzünü bile bir daha görmem dediğim insanlar yine mahvetmişti hayatımı. Nasıl büyük bir kinleri ve nefretleri varmış bana ve çocuklarıma. Bir insan nasıl bu kadar kötü olabilir, bana acımadınız çocuklarıma niye acımıyorsunuz. Sizin torunlarınız değiller mi onlar?

Ne yapacağız Barnabas hocam dedim. Bozacağız kızım dedi bozacağız.

8 günde bozuldu dediği gibi. Aylarca çektiğim çilenin yaşadıklarımın çaresi sadece 8 günmüş. Bin beş yüz liraya yıkılan yuvam 8 günde tekrar kurtuldu.

8. gün sabah dokuz buçuk gibi eşim kapımdaydı. Dünden içmiş ama sonra ayılmıştı her tarafı alkol kokuyordu. İşinden de kovulmuş, saçı sakalı birbirine girmişti.

Bana kendinde olmadığını, çok pişman olduğunu, evime dönmezsem bu pişmanlıkla yaşayamam, canıma kıyarım dedi.

O gün döndüm evimize. Birkaç ay eşim salonda ben yatak odamızda çocuklarımla birlikte yattım. Çocuklar bizlerden daha merhametli eve dönüşümüzden bir haftaya affettiler babalarını. Benim affetmem zaman aldı ama yine de yuvam kurtulmuştu.

Binlerce kez şükürler ettim Barnabas hocama. Medyum Barnabas ne kadim insansın sen. Sana verilen tüm ünvanlardan daha büyüksün benim gözümde. Cennette en güzel bahçeler senin olur inşallah.

Öznur hanımın hikayesi de böyleydi. Sizlerle paylaşmak istedim. Yardıma ihtiyaç duyanlar için çare kapısı olabilecek kadar bir insan sayın Medyum Barnabas. Kendisiyle iletişime geçip izin almak istedim, asistanı vasıtasıyla dilediğimizi yazabileceğimizi söyleyebilecek kadar yüce gönüllü kendisi.

Umarım, yardıma ihtiyaç duyanlara bir faydası olur Öznur hanımın hikayesi. Yine farklı bir yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu